Yedigöller, Kasımda Aşk Yedigöller’de Yaşanır

yazan MilesForDreams

Uzunca zamandır aklımdan, çocukluğumda gidip kaybolduğum ve ufak çapta bir paniğe sebep olduğum Yedigöller’i ziyaret etmek geçiyordu. Yedigöller’e ilk defa çocukken ailem ve arkadaşlarından oluşan kalabalık bir grupla gelmiş ve nasıl başarmışsam kaşla göz arasında kaybolmuştum. Ailem yanlarında olmadığımı anladığında göle düşüp boğulma ihtimalimi düşünmüş ve büyük bir telaşla beni aramaya başlamış. Ben de kaybolduğumu anlayınca bizi getiren tur şoförünün yanına gidip orda beklemeye başlamıştım. Haliyle Yedigöller’in güzelliklerini göremeden otobüsün yanında saatler geçirmiştim. Hal böyle olunca yıllar sonra dünya gözüyle burayı görmek farz oldu deyip bir sonbahar sabahı Yedigöller’i görmek için yollara düştüm.

Yedigöller Milli Parkı hakkında

Yedigöller İstanbul’dan ve Ankara’dan yakın mesafede gidilebilecek en güzel yerlerden birisi. Küçük haftasonu kaçamakları ya da günübirlik geziler için İstanbul’a yakın en güzel rota bence.

Adı üstünde milli parkta heyelan sonucu oluşmuş yedi tane göl bulunuyor. Dağların arasından ve ağaçların içinden geçe geçe ulaştığınız bu bölge ağaç çeşitliliği bakımından da oldukça zengin.

Milli park içinde tesis sayısı yetersiz olduğu için gelmeden önce yemek için bir şeyler satın almak iyi bir fikir olabilir.

Yedigöller’e hangi mevsimde gitmeli?

Yedigöller’in her mevsimi güzeldir ancak sonbaharda burası çok romantik oluyor. Sonbaharı tercih edecekseniz en güzel zaman yaprakların kızıl ve sarı tona büründüğü ekim sonu, kasım başı oluyor. Gördüğünüz renkler karşısında büyüleneceğinizin garantisi bizden.

Biz pastırma sıcaklarını yakaladığımız 8 Kasım sabahı erkenden yollara düştük. Gittiğimiz yer neticede Bolu olduğu için üşüyeceğimizi düşünüp en kalın montlarımızı yanımıza alsak da güneşli sıcacık bir hava olduğu için sweatshirt ile geziyi bitirdik ama siz siz olun yine de buraya hazırlıklı gelin.

Ziyaret etmek için en az önereceğim mevsim kış olur çünkü kar ve yoğun yağmur sonucu buraya giden yolların kapanma ihtimali olabiliyor. (Aracınız 4×4 ise işler değişir tabi) Sonuçta bahsi geçen yer Bolu olunca önlem almakta fayda var. Peki ben yola katlanıp bir daha gidecek olsam hangi mevsimi seçerim?  Bir yanım yemyeşil olduğu ilkbahar ayları dese de sanıyorum bir şansım olsa yine sonbaharda giderim.

Günübirlik Yedigöller’e gidilir mi?

Kesinlikle gidilir, çok da güzel olur. Biz de günübirlik gidip geldik. Hatta Yedigöller’den cesaret alarak, Amerika’da benzer mesafe ve zamandaki Grand Canyon’u da Las Vegas’tan günübirlik ziyaret etmiştik. Eğer iyi bir söforünüz varsa hiç düşünmeyin derim.  Neticede Yedigöller’in içinde konaklamayacaksanız ikinci gün ziyaret etmeyeceksiniz demektir. Biz de Bolu ya da Abant’ta kalmak yerine İstanbul’a dönmeyi tercih ettik. Tabi bir günümüz olduğu için de günü yakalamak adına İstanbul’dan gün doğmadan sabah 05:20 gibi hareket ettik.

Yedigöller’e ulaşım

İstanbul- Bolu arası yaklaşık 300 km kadar. Erkenden çıktığımız için trafiğe de takılmadan yaklaşık 02:30 saat sonra yani saat 08:00 gibi TEM otobanından Bolu merkeze vardık.

….Gelmeden Bolu merkezde bir şeyler atıştırabileceğimiz Kubbealtı diye bir restoran işaretlemiştim ancak merkeze gelince neredeyse her yerin o saatte kapalı olduğunu gördük. Bolu merkezdeki restoranlarla ilgili en son bu bayramda da aynı restoran ve daha bir çok yerin kapalı olduğunu görünce lokallerden birisine bu durumu sorduk. Neticede aşçıları ile ünlü bir şehirdeydik ve yemek yiyecek yer bulamıyorduk.  Onlar da aynı durumdan şikayetçiydi. Bolu’da restaurantları açık bulmak zor iş. Eğer sabah erkenden gelip buralarda bir şeyler yemeyi düşünüyorsanız, daha güzel bir öneri olarak size gelmeden piknik sepetinizi yapıp kahvaltınızı Yedigöller’de yapmanızı öneririm.

Kasımda Aşk Başkadır

Bolu merkeze girdikten sonra Yedigöller tabelalarını bulmak bize yarım saate mal oldu. Yedigöller tabelaları o kadar küçük ki, yaklaştığınızda gözünüzü dört açıp etrafa bakmalısınız. Yedigöller 42 km yazan tabelayı görünce çok sevinip hemen düştük yollara. Yolun buraya kadar olan kısmı on numaraydı ancak bundan sonrasının sıkıntılı olacağını gelmeden dersime çalışmış olduğum için biliyordum. Yolu sanıyorum en güzel şöyle özetleyebilirim;  Yolda bazı yerler preslenmiş toprak, bazı yerler çukurlu, bazı yerlerde hafif taşlar var. Genelde tekerlek izlerinden bir yol tutturursanız ağır ağır gidiyorsunuz. Yollar oldukça geniş sayılır. Karşıdan gelenler de yavaş geldiği için yol tehlike arz etmiyor. Zaten ortalama 25 km gibi bir hızda gidebiliyorsunuz.  Bu yüzden de 42 km’lik yol neredeyse 2 saat sürüyor.  Yedigöller’e yaklaştıkça yol yeniden asfalt oluyor ve düzeliyor.

Yedigöller ile ilgili en çok araştırılan yol ve mevsim konularına açıklık getirdikten sonra gelelim Yedigöller’de bir günde neler yapılır konusuna.

Yedigöller’de nereler gezilir, neler yapılır?

Araba ile geliyorsanız ve yukarıda tarif ettiğim şekilde gelirseniz direkt göllerin olduğu bölgeye giriş yapıyorsunuz. Giriş ücreti araç ile 10 TL ve hemen girişte otopark mevcut. Saatler ilerledikçe otoparkta yer kalmadığı ve gölleri birbirine bağlayan yolda araçlar park edilmiş olduğu için bir süre sonra trafik olmaya başlıyor. Biz girişteki otoparka aracımızı park edip bu bölgedeki İncegöl, Sazlıgöl ve etrafından tam tur dolanabileceğiniz Nazlıgöl’ü dolaştık. Sonrasında aracımıza atlayıp Deringöl ve Büyükgöl bölgesine gittik. Zaman kısıtlı olduğu için aradaki yolu yürümeyi tercih etmedik. Yolda giderken iyi ki yürümemişiz kısa da değilmiş o kadar dediğimi hatırlıyorum.

Bence en güzel göller bu ilk bölgede yer alıyor. Göller ile kısaca bilgi vermek gerekirse;
İncegöl’ün manzarası şahane, arka tarafına geçip köprüye doğru ilerlerseniz enfes kareler yakalayabilirsiniz.
Sazlıgöl, çok huzur verici ve sakin. Burada da yine herkes poz ve fotoğraf peşinde tabi ki.
Nazlıgöl ise belki de en çok zaman ayıracağınız göl olmalı çünkü etrafından tam tur yaparak bu gölü dolaşabilirsiniz. Nazlıgölü gezerken hafif hafif esen rüzgar ağaçlardaki yaprakları suya düşürdüğü andaki bu görsel şölene tanık olmak nefes kesiciydi. Bu göl benim en beğendiğim göl oldu.

Bu bölgedeki turumuzdan sonra Büyükgöl ve Deringöl’ü ziyaret ettik ancak Büyükgöl’de mangal yakanların dumanları manzarayı bloke etmişti. Buradaki manzara da çok güzel olmasına rağmen mesire yerine çevrilmiş olması ve kalabalığı yüzünden biz buradan yeterince zevk alamadık. …Biz gittiğimiz dönemde milli park içinde mangal yakılıyordu. Bu uygulamanın son yıllarda kaldırılmış olmasına çok sevindim. Ülke olarak bulduğumuz tüm ormanlık alanları mesire yerine çevirme konusunda çok yetenekliyiz gerçekten. 🙂

Deringöl’den içeri doğru ilerleyince “Dilek Çeşmesi”, “Şelaleler” ve “Gülen Kayalar” bölgeleri sırasıyla ziyaret edilebilir.

Biz sabah geldiğimiz Yedigöller’den akşam üzeri 15:00 civarı ayrıldık. Dönüş yolunda artık hava kararmaya yüz tuttuğunda akın akın milli park istikametine giden arabalar ilk etapta beni şaşırtsa da sonradan kamp için gidenler olduğunu anladım.

Kendimize not: 3 sene önce harika bir zamanda ziyaret etmiş olmamıza rağmen fırsat bulsak tekrar tekrar gitmek isteriz. Hatta bu sefer gittiğimizde görüp imrendiğimiz kampçılar gibi o müthiş manzaraya ortalıkta kimse yokken şahit olmak isteriz. Düşünsenize fotoğraflardaki manzaralara güneşin ilk ışıklarıyla çadırınızdan çıktığınızda ortalıkta kimsecikler yokken şahit olacaksınız ve kahvenizi göle karşı yudumlarken doğayla baş başa kalabileceksiniz. Müthiş olmaz mıydı?

Instagram’da ve Youtube’da @milesfordreams olarak takip edebilirsiniz.

 

 

 

Yorum ve Sorularınız

Beğenebileceğiniz Diğer Yazılar